Bu yazıyı okumadan önce, geçen sene, yani 15 Haziran 2009'da, Dante 25 aylıkken yazdığım "Bilime Giriş-1" adlı yazıya eklediğim 3 adet Dante videosunu seyretmenizi tavsiye ederim ki aşağıda olup biten hakkında fikir versin.Hava kararmamış daha, Dördün Ay çıkmış parlıyor. Bahçede yemek yiyoruz.
Açalya: "
Dante bak ay nasıl parlıyor, Dördün Ay çıkmış"
Dante: (üstüne doktora yaptı ya tabi biliyor, biliyormuş gibi "evet!" demesi meşhurdur) "
Evet! Dört Ay!" (Bu arada 13-14 aylık falandı, bilirdi bir güzel Türkçe "Ay" Almanca "Mond" diyerek gösterirdi, aynı anda ikisini birden söylerdi bir de, hani ikimizden birisi anlamaz mazallah diye. 15 aylıkken ilk defa ağzından "anne" çıktığını söylememe gerek var mı?! "anne" demeden önce derdi "ay" "Mond" diye allaaam ya!)
Açalya: "
Dördün Ay yavrum"
Dante: "
Evet, Güneşten alar ışıkı" (aynen "alar" "alır" değil ama..."ışıkı" ama, "ışığı" falan değil)
Tammo: "Did he just say "Sun" and "light"?" (anlıyor o kadar Türkçe tabi) ("
Güneş" ve "
ışık" mı dedi şimdi?)
Açalya: (ağzım bir karış açık) "Yes he said that the Moon got its light from the Sun" (Evet, Ay kendi ışığını Güneş'ten alır diyor"
Tammo: (ağzı bir karış açık) "How does he know that?" (Nasıl biliyor bunu?)
Açalya: "I think I told him when he was around 18 months" (gözlerim faltaşı gibi bu arada) (Sanırım 18 aylık falandı, o zaman söylemiştim bunu)
Bu arada Dante salondan oyuncak dürbününü bulup aya bakıyor gibi yapıyor (dürbünü de hep ters tutar, gözün teki de kapalıdır nedense, korsan mısın kardeşim?! daha da korsan morsan ne haberi yok)
Neyse oyuncak dürbünüyle Ay`a bakıp;
"
Guck mal! Da ist comet" (Cümleyi comet kelimesine kadar Almanca söylüyor, comet'i İngilizce söylüyor "
kamıt" diye İngilizce doğru telaffuz ediyor yalnız!!!) (Bak! Kuyruklu yıldız var orda!"
Tammo: (bu sefer gözleri faltaşı gibi açık) "He just said
it in English!!!" (Kuyruklu yıldızı İngilizce söyledi!!!"
Açalya: "I guess! Is it same in German,too?"(Galiba! peki Almanca'da da mı aynı bu kelime?)
Tammo: "
Well, kinda! Komet (Eh benziyor,
komit diye okunur)
Açalya: "
Did you teach that?" (Sen mi öğrettin?)
Tammo: "
No! But sometimes we look at his little Astronomy book, but it is in German, even if I taught, then he must have said "Komet"(komit), not "Comet"(kamıt) like in English." (o kitaba 22 aylıktan beri falan bakıyorlar) (Bazen Dante'nin Astronomi kitabına bakıyoruz, ama Almanca o, yani Almanca olarak ordan duymuş öğrenmiş olsa bile, Almanca telaffuzuyla öğrenmiş olması gerek, İngilizce telaffuz ile değil.
Açalya: (Gülerek)"
Oh my shit! Tammo! maybe he is a little Jesus or something" (hasstir! Tammo, yoksa buna vahiy falan mı indi? minik İsa falan gibi bir halt olmasın?"
Tammo: "
Yeah, sure, I am already his Father!(God)"(Tabi canım, zaten ben de onun babasıyım! (Tanrısıyım) (hani İsa Tanrı'nın oğluymuş da, tanrı da İsa'nın babasıymış)
"
Probably he heard it on TV or in one his movies." (Muhtemelen Tv'den yada seyrettiği filmlerden birinden duydu)
Sonuç: Tammo pek yakında, San Diego'daki
Palomar Rasathanesi'ne gezi yapmaya karar verdi.