Sıradan diyaloglar!

Perşembe, Temmuz 02, 2009
-Annem
-Efendim oğlum?
-Auto bin, eve git, meme em?
-sıralama süper evladım!

***

-Oğlum, ayran mı içcen, portakal suyu mu?
-Ayran
-Peki, koyuyorum, al iç.
-Nee,(Ni) portakal
-Sana seçenek sunanın...

***

video
 
posted by Açalya at 10:58 PM, | 4 comments

Elveda bez!

Pazar, Haziran 28, 2009

2 yaşına girdiği ay hallettik tuvalet eğitimini. O kadar hazırmış ki, eğitim bile vermeye gerek kalmadı. Zorlamadan, baskı hissettirmeden, yapması gerekeni bir kere söyledik, oldu bitti bu iş. Şimdi artık geceleri de bez takmıyoruz, zaten kuru uyanıp, ilk iş olarak çişini yapıyor lazımlığına. Bir haftadır da, dışarı çıkarken kesinlikle bez taktırmıyor ve dışarıda üç saat kadar çişini tutuyor, zaten en fazla 3 saat sonra eve dönüyoruz. Hem kakasını, hem cişini lazımlığa yapmayı aynı anda hallettik...Öyle "ilk önce kakasını halleder, sonra çişini", yada tersi falan gibi şehir efsanelerini yaşamadık biz.

Kıçı da küçülüverdi birden, şortların belleri düşer oldu, kendini dan dun diye sert yerlere kıçüstü atamaz oldu, kıçında koruma yok ya artık...

Bundan iki ay önce parkta, Arjantinli bir kadın, 2 buçuk yaşındaki kızının tuvalet eğitimli olduğunu övünerek söylemişti bana. Ne kadar özenmiştim, "ne zaman göreceğiz o günleri acaba?" diye melül melül bakmıştım ufka doğru...ve herşey 1 ayda oldu bitti.

Elimizde patladı bir sürü bez...daha ben ona "cool alert" vs. gibi alengirli bezler alacaktım, hani tuvalet eğitiminin parçası diye...adamın kendisi "cool alert" !
 
posted by Açalya at 9:51 PM, | 9 comments

belge olsun diye...

Cuma, Haziran 19, 2009
İnsan hatırlamak ister!

Hatırlamak isteyebilir evladının ilk defa ne zaman sümkürebildiğini, ilk defa ne zaman kakasının renginin değiştiğini, ilk defa ne zaman kusmalarının sona erdiğini, ilk defa ne zaman çişini lazımlığa oturup yaptığını, ilk defa ne zaman o lazımlıkta kaka gördüğünde dünyanın en mutlu insanı, en mutlu annesi olduğunu, ilk defa ne zaman evladının tuvaletten gelen "anneeee bittiii" diye seslenmesinin kulağına bir hoş seda gibi gelmesini...


Yaklaşık 1 aydır tuvalet eğitimine ağırlık vermeye başladık. 1 yaşına geldiğinde bir lazımlık almıştık, fikre alışsın, varlığına gözü alışsın, ne işe yaradığını anlasın diye. Arada beziyle kendi oturup "çişşş" diyordu o aylarda. Ama 2 yaşından önce başlamak istemedim. Geçen ay, eski lazımlığıyla işe başladım. Eski lazımlık İkea`dan. Hala severek oturuyor, ancak uzunca süre oturunca kıçında kıpkırmızı halka yapıyor oturak. Acele çişler için harika.

Geçen ay, bir arkadaşım, oğluna küçük geldiği için hiç kullanamadıkları lazımlığı bize verdi. Safety 1st`ün bir lazımlığı. Dante`ye bile küçük geliyor. Ama diğer lazımlıklar gibi sert oturaklı olmadığı için, acayip yumuşak bir oturağı olduğundan, Dante bazen onu tercih ediyor, ama pi.pisinin ön tarafa sıkışma kazalarının sadece bizim başımıza gelmediğini, ürün için yazılan müşteri yorumlarında da okuduktan sonra anladım, rahatladım.

Birkaç hafta önce hızımı alamayıp, bir alt kata bir de üst kata iki lazımlık daha aldım. Bunlar şimdiye kadar kullandığımız en iyi lazımlıklar. Müşteri yorumlarını okuyup, internette bol bol araştırdıktan sonra bunda karar kıldım ve ne kadar iyi etmişim. Baby Bjorn her zaman bebek, çocuk işini iyi biliyor.

Evin her banyosunda, her tuvaletinde lazımlığımız var şimdi, bir de fazladan kendi odasında. Hızımı alamadım dedim ya, dışarı çıkarken tuvalet ihtiyacımızı da unutmadım. Dağda bayırda çalı dibine yapabilir de, arabayla bir yere giderken bagajda duran yada tuvaletin uzakta olduğu anlarda çantamdan çıkarıvereceğim portatif bir tuvalet de aldım. Henüz kullanmadık bunu, ama yorumlar çok güzel ve dahice bir düşünceyle yapılmış harika bir lazımlık.

Bir de bizim tuvaletlere koymak için adaptör lazımlık aldım. Çok severek kullanıyor bunu da. Oturması için yardım gerekiyor, ama kendisi inebiliyor.

Hızım bununla da kesilmedi, "tam donanımlı" Dante`ye yaraşır bir hamle daha yaptım. Arabada giderken çişi geliverir de, duramayız, yada çişini kaçırıverir, tüm gün ıslak araba koltuğuyla gezmesin diye (bak bak bak!) araba koltuğu koruyucusu aldım, biri ıslanırsa öbürünü takarım diye de yedeğini...donanıma bak donanıma.

Peki Dante`nin tuvalet eğitiminde durum nedir?

Dante 1 aydır sadece geceleri bez takıyor. Bir de dışarı çıktığımızda...Dışarıda da bez takmamaya çok yakında başlayacağım, çünkü çişini birkaç saat zorlanmadan tutabiliyor. Hiç ıslanmadan kuru bezle eve döndüğümüz çok oldu. Demek ki ona da hazır.
Bezini çıkardıktan sonra 1 hafta kadar çişini her ne kadar söylese de, söylerken aynı anda azıcık işiyordu, yaklaşık 2 haftadır çişini ve kakasını haber verip (dışarıda bezliyken bile) lazımlığa gidene kadar tutuyor. Sabahları ben duşa girdiğimde bazen benimle duşa girip uzun uzun sabah çişini ayakta yapıyor. Onun dışında bizim tuvalete ayakta çiş yapmayı henüz öğretmedik. Yapmasın da zaten...ailecek hiç sevmeyiz tuvalette çiş damlasını. Biraz daha büyüsün, kontrol edebilsin, o zaman düşünürüz.
Duştayken, bazen benim gözler şampuandan dolayı kapalı olduğundan, kakası geldiyse oracıkta çömeliverip kakasını da duşa yapıyor (her ne kadar kokmaz, akmaz, bulaşmaz birşey de olsa, arkadan temizlemesi bana kalıyor, birkaç kere uyarıp lazımlığına yönlendirdim. Boşuna mı evin her köşesine lazımlık aldık ulan?!

Çişini ve kakasını lazımlığa her yapışında kutlama naraları atıp, öpüp mıncıklıyorum, onu bir sticker ile ödüllendiriyorum. Her defasında göğsünde bir sticker ile gururla dolanıyor. Kazalardan sonra asla hevesini kırmıyorum, azarlamıyorum, sabredip dilimi ısırıyorum. Çünkü herşey geri tepebilir, bunu biliyorum. Tuvalet eğitiminde, ceza ve azar yerine, ödüllendirme ve cesaret verme en önemli şey.

Dante bu işi 2 haftada halletti. Henüz acelemiz yok, dışarıdayken ve gece bezden kurtulma işini bu yazın sonuna kadar hallederiz artık diye umuyorum. Bu kadar çabuk, olaysız, kolay halledebileceğimizi hiç düşünmemiştim, hep gözümde büyürdü bu iş. Bunlar bir çocuğun hayatında önemli kilometre taşları. Belge olsun diye, bir de ürün seçiminde yardımı dokunur okuyanlara diye yazdım.

Dante, bunları okuduğunda ve gördüğünde, annesinin kızarkadaşına pipili fotoğraflarını gösterirkenki tepkinin aynısını vereceğinden eminim. Ama annen bir nevi amme hizmeti yapıyor oğlum. Vatana, millete hayırlı olsun.
 
posted by Açalya at 11:33 PM, | 14 comments

Bilime Giriş-1

Pazartesi, Haziran 15, 2009
Dünya bilimine en çok katkısı olan bir ülkenin evladı olup, aynı zamanda yaşadığımız bu ülkenin de bilimine katkısı ve başarılı çalışmalarından ötürü özel bir vize ile ödüllendirilen bir baba, oğluna neler öğretir? ("USA vatandaşlığını kapma" gibi bir isteği yok, EU vatandaşlığından memnun, ancak benim oraya buraya giderken vize özürlü, elçiliklerde ve sınır kapılarında zerre kadar değeri olmayan vatandaşlığım yüzünden, ailecek bir ortak vatandaşlıkta buluşalım diye çifte vatandaşlığa kerhen razı olacak)

video

Plüton`nun artık bir gezegen olarak kabul edilmediğini, elimizdeki bu kitabın bir iki senelik de olsa, bilgi bakımından eskimiş olduğunu belirteyim. Ama seni tanımak yine de güzeldi minicik, adı gibi sevimli, sevgili Plüton...

video

Dante, henüz "anne" demeyi öğrendiği aylarda, iki dilde de "ay" demeyi öğrendi her nedense. Bu çocuk büyüdüğünde ya astronot yada kurtadam olacak!

video
 
posted by Açalya at 4:30 PM, | 22 comments

Ommm

Cuma, Haziran 05, 2009
video

Sekizyüzellimilyonaltmışbeş kez seyrettiğimiz `Cars` filminin salonda yarattığı statik enerjiden kurtulmak için başvurduğum, Dante`yi uzunca bir süre transa geçiren, bana da "ommm" dedirten harikulade bir oyun.


video
 
posted by Açalya at 12:51 AM, | 30 comments

Paylaş paylaş nereye kadar?!

Cumartesi, Mayıs 30, 2009


"Share the bubbles!Share the bubbles!" ("Baloncukları paylaş, baloncukları paylaşşşş!") diye tiz sesli bir Amerikalı kadın çığırmaya başladı kulağımın dibinde. Oğlu 2 yaşında anca. Dante`yle gittiğimiz Gymboree denilen aktivite, oyun, atlama, zıplama vs. derslerinde en çok duyduğumuz "klişe"leşmiş laf! "sharing/paylaşım"!
Kadın sanırım şaka yapıyor diye çaktırmadan baktım, hayır, çocuklar havada yakalayıp patlatsınlar diye öğretmenin ortalığa yaptığı baloncukları, diğer çocuklar gibi zıplayarak patlatmaya çalışan oğluna, ciddi ciddi havadaki baloncukları başka çocuklarla paylaşmasını "öğretiyor".

Dün, yine başka bir Amerikalı, yine aynı yerde, minik basketbol potasına toplar atmaya çalışan oğluna "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" şeklinde; "sharing is nice, share your ball (çocuğun elindeki toptan başka yerde 15 tane top var), we are sharing ok?!" (paylaşmak güzel şeydir, topunu paylaş, paylaşıyoruz tamam mı?!") Bu arada Dante, sadece elindeki beyaz topla basket potasına atıyor, diğer toplara dokunmuyor bile. Yerde 15 tane daha top var, öbür çocuk, çocuk elbette işte, arada bir Dante`nin elindeki beyaz topu almak istiyor, Dante de farkına varmış, topu atıyor, yere düşmeden tutuyor, yine atıyor...biliyor ki yere düşerse diğer çocuk kapacak. Kadın da bana laf çaktırıyor ki, Dante`yi uyarayım, paylaşmanın yüceliğini ona aşılayayım da elindeki topu "al kardeş sen de oyna bu topla, ben şurdaki sarı topla da oynarım ne olcak, yeter ki paylaşalım!" diyerek oğluna versin.

Parklardaki "paylaşım" saçmalığına ise zıttım sıyrılıyor. Parka kocaman IKEA çantamızla gidiyoruz, içi kum oyuncakları, kamyonlar, toplar dolu. Parka gittik mi yayıyoruz. Arkadaşların çocukları, onların getirdiği, yaydıkları oyuncaklarla hep beraber oynuyorlar. Sonra bu "paylaşım" hastası Amerikalı hatunların veletleri geliyor, bizim veletlerin elinden küreklerini, kovalarını, kamyonlarını çekip alıyorlar.
Artık ben de, "oğlum bak, başka çocuklar oyuncağını elinden çekip almaya çalışırlarsa sakın verme, paylaşmak zorunda değilsin" diyorum. Bu şekilde gelip elinden birşey kaptıklarında arkalarından bakakalan Dante, uzunca bir süredir vermemek için direniyor. Ben de zafer sarhoşluğunda olayı seyredip "ohh aferin oğlum" diye yüreğimin yağları eriyor. Herhalde bunu gören diğer çocukların anneleri benden "Dante you need to share! sharing is nice!" (Dante paylaşman lazım oğlum, paylaşmak güzel şeydir!") dememi bekleyip hayal kırıklığına uğruyorlardır.

Niye havadaki baloncukları paylaşsın çocuklar yahu?! niye 2 yaşındaki bir çocuk, büyük zevkle oynadığı beyaz topu verip yerden başka bir top alsın ki?! 20 yaşında mı bunlar? nasıl bir paylaşma çılgınlığıdır bu anlamıyorum! ağaç yaşken eğilir meğilir de, çocuk elindeki her naneyi başkalarıyla paylaşmak zorunda değildir. Hele hele Dante gibi, pozitif, itip kakmayan, başkasının elinden birşey kapıp almayan, "ver oğlum onu o çocuğa" dediğimizde uzatıp veren, yada "onu almayacağız, koy ve bye bye de elindekine" dediğimizde yerlerde tepinmeyen, elindekini koyup bir de eliyle "bye bye" yapan huzurlu bir çocuk, sırf bu "paylaşma" çılgınlığı yüzünden elindekini kaptırıp ondan sonra da geri alamayacaksa, varsın paylaşmasın.

Bıktım bu "paylaşım" saçmalığından. O kadar yapay, o kadar "ite kaka" birşey ki, kendimden pay biçiyorum, hiç kimse bize "paylaş" diye beynimizi yıkamadı, ama hep elimdekini avucumdakini paylaştım insanlarla...ne oldu? bi bok olmadı, hayatımın belli dönemlerinde iyi niyetim kullanıldı, yaptığım iyilikler görevim haline geldi.

Dante, nadiren de olsa elindekini paylaşmadığı için hiçbir zaman kötü biri, psikopat, yada zalim olmayacak.
Elindekini kimseye kaptırma oğlum, cömert ol ama salak olma emi!
 
posted by Açalya at 1:43 AM, | 31 comments

Dante 2 yaşında

Pazartesi, Mayıs 25, 2009
Dün kendimi MSN`de Hülya ve Rahşan`a (Tuna ve Mina`nın anneleri) doğum deneyimimi anlatırken buldum. Hoş, onlar sordular ağrı, acı oldu mu normal doğum sırasında falan diye...bazı ayrıntıları unuttuğumu farkettim...ta Mayıs 07`de yazdığım doğum hikayeme geri dönüp okudum.
Annemin 37 sene sonra hala sorduğumda, biz üç kızkardeşin üçünün de ayrı ayrı doğumunu anlatabilmesini düşündüm de, biz daha mı çabuk unutuyoruz bazı şeyleri ne?!



Neyse, Dante 2 yaşında artık. "3 yaşından gün alıyor" demek daha garip. Biz, eliyle zafer işareti yapar gibi iki yaptırmaya çalışaduralım, anneannesi dün aradığında "babanla oturmuş konuşuyorduk, acaba Dante`nin 30. yaşını da görebilir miyiz diye" dedi. Ben "aa lafa bak, elbette görürsünüz" dedim de, sonra Dante 30 yaşındayken onların 95 yaşında olacaklarının hesabını yapınca yüreğim burkuldu.



Uzatmaya gerek yok, dün harika bir ev partisi yaptık Dante`ye. Günler öncesinden hazırladık Dante`yi. Arkadaşların gelecek, onların anneleri babaları gelecek, oyunlar oynayacaksınız, balonlar olacak, pasta olacak, "iyi ki doğdun Dante!" diye şarkı söyleyip mum üfleyeceğiz diye anlattık.
Bahçeyi birlikte süsledik, helyum balonları birlikte şişirdik...konuklar bir bir gelmeye başladığında şaşırmadı. Özel birşeyler olduğunun farkına varmasını istedik. Gün onun günüydü ve konuklar onun için geldiler.



Parti çok güzel geçti, çocuklar eğlendiler, yetişkinler muhabbet ettiler. En önemlisi Dante çok eğlendi, parti boyunca kahkahalar attı, Tuğba teyzesinin çocuklar için hazırladığı masa aktivitelerine katıldı, bahçe oyuncaklarını diğer çocuklarla paylaştı, doyasıya eğlendi. Parti sonunda akşam eve girdiğimizde ona gelen hediyeleri bir bir açtı, bir kere daha eğlendi.
Sabah olduğunda partiyi hatırlayıp, "buçıga mmmm nice (nays)" diye de, şeker hamurundan çöp kamyonlu pastasının kamyon tekerleğiyle, çöp bidonunu nasıl lüplettiği aklına geldi.



Bir de saatler sonra yazıma eklemeyi akıl ettiğim bir ayrıntı var bizi çok mutlu eden;
Pinik kuş Erin ve Duru kuzudan (Hayatı Paylaşırken) gelen doğumgünü hediyelerimiz...ikisinden de gelen kitaplar ve CD`ler Dante`nin kitaplığında ve CD`liğinde başköşeleri aldılar. Dante yemek yerken, servis örtüsündeki kelebek yakalayan kaplanı gösteriyor durmadan...Duru`nun gönderdiği kitaptaki uçak en favori uçaklarından şimdi...bir de Duru`nun el izlerinin olduğu zarf, Dante`nin saklananları arasında yerini aldı bile! Teşekkür ederiz, eksik olmayın emi?!



Uzun lafın kısası, geleceğin en karizmatik ve en yakışıklı çöpçüsü, iki yılı devirmiş oldu. Daha nice yıllara "kuzuşum".
 
posted by Açalya at 11:00 PM, | 30 comments